Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı Aziz Yıldırım kaybedilen Moskova maçından sonra yaptığı açıklamada ''Bunlardan dolayı, Türkiye'de biz şampiyonluğu da bu şekil olursa kaybedeceğiz, onu da söyleyeyim yani. Bunun sebebi federasyondur. Biz yabancı oyuncuyu getiriyoruz, dopingli diyorsunuz, gönderiyoruz çocuğu. Onun yerine oyuncu alamıyoruz. Geziyorlar, Amerikalarda seyahatlerde. Federasyon aklını başına alsın hemen yarın karar versin. Biz bu oyuncuları getirirsek oynatabilecek miyiz? Oynatamayacak mıyız? Kamuoyuna çıkıp anlatsınlar. Bunu kamuoyuna söylesinler, bir sorumluluk alsınlar üstlerine. Gezmeyle tozmayla kapanmayla olmaz bu işler. Sonra hesap sorarım. Bak, çok ağır hesap sorarım. Ayıp yani. Bugün bu takımın hem Avrupa'da hem de ben iddia ediyorum, bakın bu şekilde giderse Türkiye Ligi'ni de kaybettirecekler bize. Çünkü oynanan ve görünen hadise bu. Herkesi aklını başına çağırıyorum. Federasyon bir karar versin. Desin ki, 'İki oyuncunuz gitti, onlar gelsinler', 'Oynatabilirsin' diye açıklama yapsınlar. Bekliyoruz, bunu veya 'Oynatamazsınız' bu böyle kapanacak diyecekler. Biz de ona göre Fenerbahçe Spor Kulübü olarak yolumuzu çizeceğiz. Yönetim olarak kararımızı alacağız. Uygulama yapacağız."şeklinde konuştu.
Bildiğiniz gibi blogumda normal şartlarda tartışmaları yönetici vs. konuşmaları yansıtmıyorum ancak burada Türkiye basketbolundan çalınmış(büyük ihtimalle) bir kupa var. Bakalım bu cümlelerden sonra Federasyonun tavrı ve bu işin sonu ne olacak..
Açıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Açıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Şubat 2011 Salı
Aziz Yıldırım ''Çok ağır hesap sorarım''
Etiketler:
Açıklama,
Aziz Yıldırım,
Doping,
Fenerbahçe,
Turgay Demirel
1 Şubat 2011 Salı
Olin Edirne Genel Menajeri Serdar Yiğitsoy dan basın açıklaması
Olin Edirne Genel Menajeri Serdar Yiğitsoy, hafta sonu Ankara'da oynanan Türk Telekom maçında hakem ve gözlemci hatalarının olduğunu iddia ederek, Ankara'da yaşanan hakem ve gözlemci hatalarının takipçisi olacaklarını, Merkez Hakem Komitesi ve Disiplin Komitesi kararlarını merakla beklediklerini söyledi.
Yiğitsoy, Beko Basketbol Ligi 17. haftasında deplasmanda oynadıkları Türk Telekom karşılaşmasında yaşanan, basketbolun ruhuna yakışmadığını belirttiği olayları kınadıklarını kaydetti.
Hakem kararlarının maçın sonucunu etkilediğini iddia eden Yiğitsoy, ''Uzun zamandan beri A klasmanında düdük çalan ve kendilerini yakından tanıdığımız hakem kardeşlerimiz, Türk Telekom ile Ankara'da oynadığımız lig maçının özellikle 3. ve 4. periyotlarında çaldıkları ve çalmadıkları düdüklerle maçın gidişatına etki yaptıkları gibi takımımızın oyun düzeninin de bozulmasına neden olmuşlardır.
Maçın hakem triosunun maç boyunca kontrolü bu denli kaybetmelerine bir anlam veremedik. Salonda bulunanlar da verilen ve verilmeyen kararları ile bu kardeşlerimizi hayretle izledi. Her insan gibi hakemlerin de hatalar yapabileceğini bilmemize, onların asla art niyetleri olmadığına inanmamıza rağmen nasıl oluyor da bu kadar bariz hatalarla maç yönettiklerini de anlayamıyoruz'' diye konuştu.
''BAŞANTRENÖRÜMÜZE KÜFÜR EDİLDİ''
Hakem hatalarının yanında gözlemci hatalarına da tanık olduklarını öne süren Yiğitsoy, ''Maçta yaşananların sadece hakem hatalarıyla kalmadığına da şahit olduk. Bu kadar çok olumsuzluğun bir maç içinde cereyan etmesi çok kötü bir rastlantı olmuştur. Hakem hatalarıyla birlikte, gözlemci hatalarına da tanık olduk. Maçın özellikle dördüncü periyotunda hakem masasının arkasına kadar çıkan 2 Türk Telekom taraftarı, başantrenörümüz Gökhan Taştimur'u ağza alınmayacak ağır küfürlerle uzun bir süre taciz edip, masa hakemlerine ve gözlemciye de sözlü saldırıda bulunmasına rağmen Ankara Bölgesi teknik komiserlerinden sayın Ziya Pala'nın bir anons dahi yaptırmayarak bu çirkin olayları görmezden gelmesini hayret ve ibretle izledik. Şayet maçın daha başında sahaya atılan ve maçın geç başlamasına neden olan konfeti yağmuru karşısında anons yaptırılsaydı maç içinde gelişen bu tatsız olayların da önüne geçilmiş olurdu diye düşünüyoruz'' dedi.
''CEVAPLANMASI GEREKEN ÇOK SORU VAR''
Maç sonunda cevap beklediği birçok sorunun oluştuğunu ifade eden Yiğitsoy, ''Ankara Atatürk Spor Salonu'nda gerekli anonsların yaptırılmaması sonucunda ne karar verileceğini merakla bekliyoruz ve bu işin takipçisi olacağız. Maç bitiminde yaşadığım ve önemli olduğunu düşündüğüm bir olayı daha belirtmek istiyorum. Teknik komiser ve hakemler odaya giderlerken maçın teknik komiseri sayın Ziya Pala'ya (Niye anons yaptırmadınız) diye sorduğumda yüzüme bile bakmadan sırtını dönüp gitmesi en basitinden çok yakışıksız bir tavırdır. Bizim hakemlere ve diğer görevlilere gösterdiğimiz saygının aynısını Olin Edirne Genel Menajeri olarak görmek isterim. Basketbolun tüm kişi ve kurumlarıyla bir bütün olduğu unutulmamalı, hiç kimsenin diğerinden üstün olamayacağı asla göz ardı edilmemelidir.
Maç bitiminde hayretler içinde kaldığım bir konu daha var. Maçın son periyotunda hakem masasının arkasına çıkan şahıs polis çağrılıp dışarı atılması istendiğinde ortadan kaybolmuştu. Fakat maçın bitimiyle bu şahıs nasıl oluyorsa saha içinde oyuncularla birlikte sarmaş dolaş galibiyeti kutluyor ve daha sonra da bir Türk Telekom yöneticisi ile birlikte soyunma odasına giriyordu'' ifadelerini kullandı.
''YOLUMUZDA YILMADAN İLERLEYECEĞİZ''
Olin Edirne'nin vizyonu çerçevesinde yolunda ilerleyeceğini belirten Yiğitsoy, ''Bütün bu olaylardan sonra Merkez Hakem Kurulu ve Disiplin Kurulu'nun maçın CD'sini seyredip gereğini yapacağına inanıyoruz. Beko Basketbol Ligi'ne oynadığı oyunla sahada, taraftarıyla tribünlerde renk getiren takımımızın yenilip yenmesi bizim için çok fazla bir önem arz etmiyor. Önemli olan seyircisi, oyuncusu, hakemi, gözlemcisi, yöneticisi, kulübü ile yepyeni ve tertemiz bir basketbol anlayışının yaşama geçirilmesi ve bunun kalıcı kılınmasıdır. Biz Olin Edirne olarak maçın sonucundan daha çok işin bu yönüyle ilgileniyoruz. Vizyonumuz ve önümüze koyduğumuz hedefler için yolumuzda yılmadan ilerleyeceğiz'' diye konuştu.
Alıntı: Ntvspor.net
Yiğitsoy, Beko Basketbol Ligi 17. haftasında deplasmanda oynadıkları Türk Telekom karşılaşmasında yaşanan, basketbolun ruhuna yakışmadığını belirttiği olayları kınadıklarını kaydetti.
Hakem kararlarının maçın sonucunu etkilediğini iddia eden Yiğitsoy, ''Uzun zamandan beri A klasmanında düdük çalan ve kendilerini yakından tanıdığımız hakem kardeşlerimiz, Türk Telekom ile Ankara'da oynadığımız lig maçının özellikle 3. ve 4. periyotlarında çaldıkları ve çalmadıkları düdüklerle maçın gidişatına etki yaptıkları gibi takımımızın oyun düzeninin de bozulmasına neden olmuşlardır.
Maçın hakem triosunun maç boyunca kontrolü bu denli kaybetmelerine bir anlam veremedik. Salonda bulunanlar da verilen ve verilmeyen kararları ile bu kardeşlerimizi hayretle izledi. Her insan gibi hakemlerin de hatalar yapabileceğini bilmemize, onların asla art niyetleri olmadığına inanmamıza rağmen nasıl oluyor da bu kadar bariz hatalarla maç yönettiklerini de anlayamıyoruz'' diye konuştu.
''BAŞANTRENÖRÜMÜZE KÜFÜR EDİLDİ''
Hakem hatalarının yanında gözlemci hatalarına da tanık olduklarını öne süren Yiğitsoy, ''Maçta yaşananların sadece hakem hatalarıyla kalmadığına da şahit olduk. Bu kadar çok olumsuzluğun bir maç içinde cereyan etmesi çok kötü bir rastlantı olmuştur. Hakem hatalarıyla birlikte, gözlemci hatalarına da tanık olduk. Maçın özellikle dördüncü periyotunda hakem masasının arkasına kadar çıkan 2 Türk Telekom taraftarı, başantrenörümüz Gökhan Taştimur'u ağza alınmayacak ağır küfürlerle uzun bir süre taciz edip, masa hakemlerine ve gözlemciye de sözlü saldırıda bulunmasına rağmen Ankara Bölgesi teknik komiserlerinden sayın Ziya Pala'nın bir anons dahi yaptırmayarak bu çirkin olayları görmezden gelmesini hayret ve ibretle izledik. Şayet maçın daha başında sahaya atılan ve maçın geç başlamasına neden olan konfeti yağmuru karşısında anons yaptırılsaydı maç içinde gelişen bu tatsız olayların da önüne geçilmiş olurdu diye düşünüyoruz'' dedi.
''CEVAPLANMASI GEREKEN ÇOK SORU VAR''
Maç sonunda cevap beklediği birçok sorunun oluştuğunu ifade eden Yiğitsoy, ''Ankara Atatürk Spor Salonu'nda gerekli anonsların yaptırılmaması sonucunda ne karar verileceğini merakla bekliyoruz ve bu işin takipçisi olacağız. Maç bitiminde yaşadığım ve önemli olduğunu düşündüğüm bir olayı daha belirtmek istiyorum. Teknik komiser ve hakemler odaya giderlerken maçın teknik komiseri sayın Ziya Pala'ya (Niye anons yaptırmadınız) diye sorduğumda yüzüme bile bakmadan sırtını dönüp gitmesi en basitinden çok yakışıksız bir tavırdır. Bizim hakemlere ve diğer görevlilere gösterdiğimiz saygının aynısını Olin Edirne Genel Menajeri olarak görmek isterim. Basketbolun tüm kişi ve kurumlarıyla bir bütün olduğu unutulmamalı, hiç kimsenin diğerinden üstün olamayacağı asla göz ardı edilmemelidir.
Maç bitiminde hayretler içinde kaldığım bir konu daha var. Maçın son periyotunda hakem masasının arkasına çıkan şahıs polis çağrılıp dışarı atılması istendiğinde ortadan kaybolmuştu. Fakat maçın bitimiyle bu şahıs nasıl oluyorsa saha içinde oyuncularla birlikte sarmaş dolaş galibiyeti kutluyor ve daha sonra da bir Türk Telekom yöneticisi ile birlikte soyunma odasına giriyordu'' ifadelerini kullandı.
''YOLUMUZDA YILMADAN İLERLEYECEĞİZ''
Olin Edirne'nin vizyonu çerçevesinde yolunda ilerleyeceğini belirten Yiğitsoy, ''Bütün bu olaylardan sonra Merkez Hakem Kurulu ve Disiplin Kurulu'nun maçın CD'sini seyredip gereğini yapacağına inanıyoruz. Beko Basketbol Ligi'ne oynadığı oyunla sahada, taraftarıyla tribünlerde renk getiren takımımızın yenilip yenmesi bizim için çok fazla bir önem arz etmiyor. Önemli olan seyircisi, oyuncusu, hakemi, gözlemcisi, yöneticisi, kulübü ile yepyeni ve tertemiz bir basketbol anlayışının yaşama geçirilmesi ve bunun kalıcı kılınmasıdır. Biz Olin Edirne olarak maçın sonucundan daha çok işin bu yönüyle ilgileniyoruz. Vizyonumuz ve önümüze koyduğumuz hedefler için yolumuzda yılmadan ilerleyeceğiz'' diye konuştu.
Alıntı: Ntvspor.net
27 Ocak 2011 Perşembe
Nagys te ikinci perde
Gene Salsa Basketten alıntılıyorum.Yorum sizin..Salsa Baskete de bu haber için tekrar teşekkürler.
Tomas Nagys'in ayrılık haberinde Bornova kulübünün cevap hakkını kullanmak istemesi halinde olayı bir de onların penceresinden dinlemek istediğimizi belirtmiştim. Takım menajeri Mert İldeş, hafta sonu oynayacakları çok önemli bir lig karşılaşması olduğunu ve akabinde konuyla alakalı olarak resmi bir açıklama yapacaklarını ekleyerek konu hakkındaki düşünceleri paylaştı bizimle. Tomas Nagys'in iddialarına cevap veren Mert İldeş'in sıcağı sıcağına yaptığı açıklamalar şu şekilde:
Tomas Nagys'in ayrılık haberinde Bornova kulübünün cevap hakkını kullanmak istemesi halinde olayı bir de onların penceresinden dinlemek istediğimizi belirtmiştim. Takım menajeri Mert İldeş, hafta sonu oynayacakları çok önemli bir lig karşılaşması olduğunu ve akabinde konuyla alakalı olarak resmi bir açıklama yapacaklarını ekleyerek konu hakkındaki düşünceleri paylaştı bizimle. Tomas Nagys'in iddialarına cevap veren Mert İldeş'in sıcağı sıcağına yaptığı açıklamalar şu şekilde:
'Öncelikle kulüp olarak takım ruhu, birliktelik gibi psikolojik faktörlere büyük önem veren ve elde ettiğimiz başarılara da bu ufak detaylarla ulaşan bir takımız biz. İki sezondur sorun yaşadığımız hiçbir oyuncumuz olmadı, aksine herkesle sorunsuz diyalog halindeyiz. Tomas Nagys'in anlattıkları ise tamamen kendi hayal ürünüdür. Geçmiş dönem alacaklarından 1000 dolarlık cüzi bir miktarı alamayan Tomas, 20 Ocak'ta Vestel ile oynanan hazırlık maçından önce 'Paramı ne zaman alacağım?' diye sorduğunda kendisine 'Takıma yeni katılan isimler var, onların işlemleri vs durumu var, halledeceğim.' cevabını verdim. Günün devamında kontrol ettiğimde de paranın Nagys'in banka hesabına yatırıldığını da gördüm. Ki bizden alacağı olan herhangi bir oyuncumuz yok, o konularda hiç sorun yaşamadık bugüne kadar.
Ödemeyi halledeceğimi söylememin ardından Tomas Nagys, 'hastayım, Vestel maçına gelemeyeceğim' cevabını verdi. Fakat asıl vermek istediği mesaj hafta sonu Trabzon maçında da oynamayabileceği mesajıydı. Bizimle birlikte Manisa'ya geldi ve halsiz şekilde maçı kenardan izledi. Dönüşte de teknik ekipten Alkım Cebbar ile birlikte sponsorumuz olan ve tüm işlemlerimizi ücretsiz gerçekleştiren Şifa Hastanesi'nde serum verildi kendisine. İlaç alma konusunda söyledikleri de kesinlikle doğru değildir. Takım olarak medikal işlemlerimiz bu hastanede ücretsiz gerçekleştiriliyor zaten, o açıdan para sorunu olması mümkün değil.
Kendisiyle ilgilenmediğimiz ve durumunu hi. sormadığımız açıklaması da yine doğru olmayan bir ifade. Zira kendisini hem İzmir'deyken hem de Trabzon'dan defalarca aradım. Telefonu kapalıydı. Daha sonra konuştuğumuzda ise şarjının bittiğini söyledi bana. Trabzon yolculuğu öncesi evine gittiğimde hasta olduğunu söyleyerek kafileye katılmadı, kendisine doktor ve başhemşire yollayacağımı söyleyerek ayrıldım evden. Hasta ve ateşli bir insan için hayli şık giyinen Nagys'in evine o gece 2 kez doktor ve hemşire yollamama rağmen evde kimseyi bulamadılar. Bunu dillendirme niyetinde değilim fakat bu noktaya geldiğimize göre söylememde sakınca yok sanırım. Birkaç gece önce de dışarda geç saatlerde karşılaştığımızda arabasının farlarını dahi yakmadan kaçarcasına uzaklaştı Nagys. Hasta olmasına rağmen o gece de evden çıkacak gibi giyinmişti açıkçası. Doktor ve hemşirenin geç saatlerde iki kez evine gitmesine rağmen evde olmadığının altını çizeyim.
Hem koçla hem de başkanımızla yaptığımız görüşmeler sonrası aldığımız ayrılık kararını ilettim kendisine. Fakat söylediğinin aksine, her konuşmamızda önce durumunu sordum. Bu ayrılık kararında Nagys'in takım arkadaşlarını paralarını alamamaları, geç almaları nedeniyle ateşlemeye, ayaklandırmaya çalıştığını da ekleyeyim son olarak. Yeni gelen Amerikalılarla da aynı şekilde görüşerek, kulübü kötülemeye çabalıyor. Hoş değil bunlar tabii. Bu noktadan sonra kendisiyle çalışmamız mümkün değil. Yaşananların ardından ufak bir özür, koçla yapacağı görüşme olayı tatlıya bağlayabilirdi belki ama Nagys direkt olarak 'paramı verin, ayrılacağım' yolunu seçti. Konu hakkında kulübümüz de resmi bir açıklama yapacak zaten fakat şu anda önemli bir lig maçımız var. Takım olarak ona odaklanmış vaziyetteyiz, daha sonra gerekli açıklama yapılacak. Fakat haber üzerine cevap hakkımı da kullanmak istedim.'
Tomas Nagys olayı
Bu olayı noktasına virgülüne dokunmadan Salsa Basket ten alıntılıyorum ve üstüne yorum dahi yapamıyorum!Bu arada Salsa Basket i bu haber başarısından dolayı kutluyorum..
Trabzon deplasmanında oynadıkları son lig karşılaşmasında Bornova'nın Tomas Nagys'siz bir kadroyla mücadele etmesinin ardından bugün Litvanya merkezli Krepsinis sitesinde oyuncunun finansal sorunlar nedeniyle takımdan ayrıldığı haberi yer aldı. Akşam üzeri gördüm bu haberi fakat son bir hafta içinde iki yabancı transferi gerçekleştirmiş Bornova'nın finansal sorunlar nedeniyle sezon ortasında aldığı ve geçen yıldan da tanıdığı Nagys gibi bir oyuncuyu gönderebileceği açıkçası pek aklıma yatmadı. Sitenin orijini sebebiyle ayrılık haberine ikna olsam da bu ayrılığın gerçek nedeninin bu olamayacağı fikrimi doğrulayacak bilgilere ulaştım. Tomas Nagys ile Bornova kulübü arasında yaşanan ve ayrılıkla sonuçlanan çok ilginç olaylar silsilesi şu şekilde gelişti:
- 20 Ocak Perşembe günü kendini halsiz ve hasta hissetmesine karşın sabah idmanına katılan Nagys, akşam oynanacak hazırlık maçında oynamak istemediğini Ümit Sonkol vasıtasıyla koça iletiyor. Termometre 38 dereceye dayanmış durumda o anda. Takımla beraber 1 saat yolculuk yapan Nagys, hasta ve ateşli şekilde kenardan maçı izliyor. İzmir'e dönüşte kulüpten bir yetkiliyle birlikte Acil'e giden Nagys'e 2.5 saat süren testler yapılıp, kan alınıyor ve reçete yazılıyor. Fakat kapsamlı reçetede yazılanlar yerine sadece bir antibiyotik alıyor yanındaki kulüp görevlisi ve diğerleri için parasının olmadığını söylerek Nagys'i evine bırakıyor.
- Ertesi günü evde yüksek ateşli ve halsiz geçiren Nagys, kulübü aradığında adam yollayacaklarını ve onunla beraber hastaneye gidebileceği cevabını alıyor. Ama gün boyunca gelen giden olmuyor. Akşam takım menajeri Mert İldeş, Nagys'in evine gelerek Trabzon yolculuğuna katılmasını istiyor. Gün boyunca eve gelen tek kulüp yetkilisi Mert İldeş, altını çizelim. Nagys'in o andaki ateşi ise 40 derece. Kulübün vaziyeti bildiğini ve söz vermelerine rağmen kimsenin yardıma gelmediğini ve acilen hastaneye gitmesini gerektiğini söylüyor Nagys. İldeş ise takımın aşağıda havaalanına gitmek için onu beklediğini ama kulüpten yaşlı bir görevlinin eve gelerek onunla ilgileneceğini söylüyor. Söz konusu yaşlı kişi de karşıdan geleceği için süre uzuyor haliyle. Nagys de İzmir'deki Türk arkadaşlarından birini arayarak hastaneye kendi imkanlarıyla gidiyor. Durum kötüleşmişken hastaneye vardığını da söylemek lazım.
- Ertesi gün de mesajlarına rağmen kulüpten kimse Nagys'e dönmüyor, durumunu sormuyor. Takım Trabzon'da o gün. İki günü yüksek ateşli geçiren Nagys'in pazar gecesi çalan telefonunda karşı taraftaki isim yine Mert İldeş. 'Sabah sana geliyorum, konuşmalıyız.' diyor Nagys'e ve durumunu bile sormadan kapatıyor telefonu. Trabzon dönüşü pazartesi sabahı Nagys'in evine gelen Mert İldeş, kulüp başkanı Mustafa İduğ'un Nagys'in Trabzon'a gelmemesine çok sinirlendiğini, kontratınının feshedildiğini ve İzmir'den ayrılabileceğini iletiyor oyuncuya.
Perşembe gününden itibaren çok ciddi bir rahatsızlık geçiren Nagys, kulübün bu tavrına oldukça bozuluyor haliyle. Herşeyden önce insani ve vicdani bir gereklilik olarak halinin sorulmasını bekliyor ama aradığı karşılığı bulamıyor. Şu anda üzüntülü olmasının temel nedeni de bu, takımdan ayrılmaktan öte. Ayrıca oldukça tepkili şu anda. Ki ufak bir empatiyle sinirini anlamak mümkün sanırım. Kulübün düzenli olarak çalıştığı hastaneden aldığı raporlar elinde, ateşli bir hastalık geçirdiği yazıyor bu raporlarda. 10 günlük raporu da bulunuyor. Ve an itibariyle alınan fesh kararının ardından kulübe ihtarnameyi yollamış durumda Nagys. Bu ayrılık kararının kurallara uygun olmadığını söylüyor ve hakkını arıyor. Sakatlığının geçmesinin ardından antremanlara katılmak isteyen Nagys, kendisine teklif edilen para almadan gönderilme opisyonundan memnun değil. Alacaklarını istiyor.
Devam eden günler neyi gösterir, ne tür gelişmeler yaşanır bilinmez ama Nagys-Bornova arasındaki ayrılığın nedeni tam olarak bu. Ne eksik ne fazla. Haberde adı geçen Mert İldeş'in de Bornova kulübünün de cevap hakkı mevcuttur elbette. Bize ulaştıklarında olayı bir de onların ağzından dinleyip, konuyla alakalı açıklamalarına yer veririz.
Trabzon deplasmanında oynadıkları son lig karşılaşmasında Bornova'nın Tomas Nagys'siz bir kadroyla mücadele etmesinin ardından bugün Litvanya merkezli Krepsinis sitesinde oyuncunun finansal sorunlar nedeniyle takımdan ayrıldığı haberi yer aldı. Akşam üzeri gördüm bu haberi fakat son bir hafta içinde iki yabancı transferi gerçekleştirmiş Bornova'nın finansal sorunlar nedeniyle sezon ortasında aldığı ve geçen yıldan da tanıdığı Nagys gibi bir oyuncuyu gönderebileceği açıkçası pek aklıma yatmadı. Sitenin orijini sebebiyle ayrılık haberine ikna olsam da bu ayrılığın gerçek nedeninin bu olamayacağı fikrimi doğrulayacak bilgilere ulaştım. Tomas Nagys ile Bornova kulübü arasında yaşanan ve ayrılıkla sonuçlanan çok ilginç olaylar silsilesi şu şekilde gelişti:
- 20 Ocak Perşembe günü kendini halsiz ve hasta hissetmesine karşın sabah idmanına katılan Nagys, akşam oynanacak hazırlık maçında oynamak istemediğini Ümit Sonkol vasıtasıyla koça iletiyor. Termometre 38 dereceye dayanmış durumda o anda. Takımla beraber 1 saat yolculuk yapan Nagys, hasta ve ateşli şekilde kenardan maçı izliyor. İzmir'e dönüşte kulüpten bir yetkiliyle birlikte Acil'e giden Nagys'e 2.5 saat süren testler yapılıp, kan alınıyor ve reçete yazılıyor. Fakat kapsamlı reçetede yazılanlar yerine sadece bir antibiyotik alıyor yanındaki kulüp görevlisi ve diğerleri için parasının olmadığını söylerek Nagys'i evine bırakıyor.
- Ertesi günü evde yüksek ateşli ve halsiz geçiren Nagys, kulübü aradığında adam yollayacaklarını ve onunla beraber hastaneye gidebileceği cevabını alıyor. Ama gün boyunca gelen giden olmuyor. Akşam takım menajeri Mert İldeş, Nagys'in evine gelerek Trabzon yolculuğuna katılmasını istiyor. Gün boyunca eve gelen tek kulüp yetkilisi Mert İldeş, altını çizelim. Nagys'in o andaki ateşi ise 40 derece. Kulübün vaziyeti bildiğini ve söz vermelerine rağmen kimsenin yardıma gelmediğini ve acilen hastaneye gitmesini gerektiğini söylüyor Nagys. İldeş ise takımın aşağıda havaalanına gitmek için onu beklediğini ama kulüpten yaşlı bir görevlinin eve gelerek onunla ilgileneceğini söylüyor. Söz konusu yaşlı kişi de karşıdan geleceği için süre uzuyor haliyle. Nagys de İzmir'deki Türk arkadaşlarından birini arayarak hastaneye kendi imkanlarıyla gidiyor. Durum kötüleşmişken hastaneye vardığını da söylemek lazım.
- Ertesi gün de mesajlarına rağmen kulüpten kimse Nagys'e dönmüyor, durumunu sormuyor. Takım Trabzon'da o gün. İki günü yüksek ateşli geçiren Nagys'in pazar gecesi çalan telefonunda karşı taraftaki isim yine Mert İldeş. 'Sabah sana geliyorum, konuşmalıyız.' diyor Nagys'e ve durumunu bile sormadan kapatıyor telefonu. Trabzon dönüşü pazartesi sabahı Nagys'in evine gelen Mert İldeş, kulüp başkanı Mustafa İduğ'un Nagys'in Trabzon'a gelmemesine çok sinirlendiğini, kontratınının feshedildiğini ve İzmir'den ayrılabileceğini iletiyor oyuncuya.
Perşembe gününden itibaren çok ciddi bir rahatsızlık geçiren Nagys, kulübün bu tavrına oldukça bozuluyor haliyle. Herşeyden önce insani ve vicdani bir gereklilik olarak halinin sorulmasını bekliyor ama aradığı karşılığı bulamıyor. Şu anda üzüntülü olmasının temel nedeni de bu, takımdan ayrılmaktan öte. Ayrıca oldukça tepkili şu anda. Ki ufak bir empatiyle sinirini anlamak mümkün sanırım. Kulübün düzenli olarak çalıştığı hastaneden aldığı raporlar elinde, ateşli bir hastalık geçirdiği yazıyor bu raporlarda. 10 günlük raporu da bulunuyor. Ve an itibariyle alınan fesh kararının ardından kulübe ihtarnameyi yollamış durumda Nagys. Bu ayrılık kararının kurallara uygun olmadığını söylüyor ve hakkını arıyor. Sakatlığının geçmesinin ardından antremanlara katılmak isteyen Nagys, kendisine teklif edilen para almadan gönderilme opisyonundan memnun değil. Alacaklarını istiyor.
Devam eden günler neyi gösterir, ne tür gelişmeler yaşanır bilinmez ama Nagys-Bornova arasındaki ayrılığın nedeni tam olarak bu. Ne eksik ne fazla. Haberde adı geçen Mert İldeş'in de Bornova kulübünün de cevap hakkı mevcuttur elbette. Bize ulaştıklarında olayı bir de onların ağzından dinleyip, konuyla alakalı açıklamalarına yer veririz.
11 Ocak 2011 Salı
''Efes i kapatmak istemiyoruz''
Yukarıdaki sözler Tuncay Özilhan a ait.Geçen sene bu konu gündeme geldiğinde çok daha sert konuşan Tuncay bey anlaşılan bu sefer daha aklı selim davranacak çünkü sözlerine karar a uyup uygun bir isim bulmaya çalışacaklarını Efes Pilsen kulübünün değerinin Efes ten ayrı bir marka değerine sahip olduğunu kulübü kapatırlarsa çok yazık olacağı şeklinde devam etti.
5 Ocak 2011 Çarşamba
''Yenemeyeceğimiz takım yok''
Yukarıdaki sözler Fenerbahçenin yeni transferi Saras a ait. Gruba ilk torbadan gelen Olympiakos'u diğer takımlardan ayrı tutmadığını söyleyen Litvanyalı oyuncu, "Sadece Olympiakos olarak değil, genel olarak bakmak istiyorum. Zalgiris Kaunas için de aynı şey geçerli. Büyük bir seyirci kapasiteleri var. Power Electronics Valencia da çok önemli bir takım. Top 16'daki takımların hepsi çok önemli" diye konuştu.Türkiye'ye geçmişte maç oynamak için geldiğini aktaran Jasikevicius, "Eski zamanları çok iyi biliyorum. Milli maçlarda boş tribünlere oynardık" ifadelerini kullanırken, "Türkiye'de inanılmaz bir değişim var. Dünya Şampiyonası'nın da bunda etkisi vardır sanırım. Bizim takım çok iyi gidiyor. Başarılarımız arttıkça, taraftarın desteği de artacaktır" değerlendirmesini yaptı.
Alıntı: www.ntvspor.net
Alıntı: www.ntvspor.net
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
